Kurtuluş Savaşı’nın son safhasında, Batı Anadolu’da işgal ettiği bölgeden geri çekilen Yunan ordusunun uyguladığı “yakarak imha etme” politikası, İzmir’de açılan “Yanık Yurt” sergisinde ziyaretçilere aktarılıyor. Bu sergide, yakanın bıraktığı enkaz ile Büyük İzmir yangınının etkileri, özel olarak hazırlanan “yanık” kokusu eşliğinde bir araştırma projesi olarak ele alınıyor. Ziyaretçiler, geçmişte yaşanan acı dolu bir yolculuk yapma imkanı buluyorlar.
Yunan ordusu, 15 Mayıs 1919’da İzmir’e ayak basarak Türk halkını çeşitli şiddet eylemleriyle göçe zorlamaya başladı. Bu süreç; katliamlar, yağmalar ve tecavüzlerle doluydu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin öncülüğündeki Kurtuluş Savaşında Yunan ordusu, 1922 yılına gelindiğinde İzmir’den geri çekilirken uyguladığı yakma stratejisiyle birçok yerleşim yerini tahrip etti. Afyonkarahisar’dan başlayan bu imha akınının Manisa, Turgutlu, Alaşehir gibi birçok büyük bölgeyi etkilediği biliniyor.
İzmir yangını ise 9 Eylül 1922’de 3 yıldan fazla süren işgalin ardından başladı. Yunan ordusu, İzmir’deki çekiliş sürecinde kundaklama eylemleri gerçekleştirdi. 13 Eylül 1922 tarihi, Ermeni Mahallesi etrafında gerçekleşen yaklaşık 20 kundaklama girişiminin şiddete ulaştığı bir gün oldu. Kentteki yangının büyümesi, o gün mevcut İzmir itfaiyesinin müdahalesinin yetersiz kalmasına neden oldu. 52 saat süren yangında, 42 bin 945 haneden sadece 14 bin tanesi ayakta kalmıştı; kent, büyük bir ateş topuna dönüştü.
“Yanık Yurt” sergisi, bu olayları tüm detaylarıyla gözler önüne seriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesinde (APİKAM) düzenlenen serginin küratörlüğü, İzmir Kent Tarihi Araştırmacısı ve Koleksiyoner Nejat Yentürk tarafından üstlenilmiştir. Sergide birçok mühim fotoğraf ve film, ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor. Bunun yanı sıra sergiye özel hazırlanan “yanık” kokusu, katılımcılara o acı dolu günleri hatırlatıyor.
Nejat Yentürk, serginin detayları hakkında; “Büyük Taarruz sürecinde geri çekilen Yunan ordusunun uyguladığı yakma politikasını ele alıyoruz. Bu, sadece yapıları değil, geride kalan insanları, yaşam alanlarını ortadan kaldırmaya yönelik bir uygulamaydı. Amaç, geride hayat kalmasın; konutlar, okullar, ürün depoları, meyve bahçeleri dahil olmak üzere her şey ateşe verildi” dedi. Yentürk, bu sistematik politikanın geçmişte Türkiye’deki dramatik bir süreci anlattığını ve halkın yaşadığı acıların izlerini göstermeyi hedeflediklerini belirtti.
Sergide ayrıca, Kurtuluş Savaşı sırasında sivil halkın yaşadığı travmaların göz önüne çıkarıldığını ifade eden Yentürk, fotoğrafların dünya kamuoyuyla paylaşılan Albert Kahn gibi önemli arşivlerden alınarak ve kendi koleksiyonuyla harmanlandığını vurguladı. Yentürk, sergideki bilgilendirmenin, yalnızca savaşın seyrine değil, aynı zamanda sivil halkın yaşadıklarına da ışık tutarak seyirciyi düşünmeye davet ettiğini ifade etti.
Yentürk, söz konusu yangınlardan etkilenerek İzmir itfaiyesinin yetersiz kaldığını, 1886 yılında edinilen tek bir buharlı araçla yangın söndürme çabasının çok etkisiz olduğunu belirtti. Ayrıca, şehirdeki yangın Söndürme sisteminin yetersizliği ve Yunan yönetiminin şehrin itfaiyesine yatırım yapmamış olması ile ilgili de bilgiler verdi. Özetle, İzmir’in imha süreci sistematik bir politika çerçevesinde yürütüldü ve bunun sonuçları
1
Bornova’da Uyuşturucu Operasyonu: 5 Kg Metamfetamin!
3277 kez okundu
2
Kültürpark’a Yeni Yıl Hediyesi: 8 Ağaç Daha!
3187 kez okundu
3
Grafiti Şenliği ile Buca’da Görsel Şölen
2872 kez okundu
4
Baba Oğul Arasında Kanlı Tartışma: 1 Ölü!
2870 kez okundu
5
16 Yaşında Suç Makinesi, Kovalama ile Yakalandı!
2772 kez okundu