Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nde görevli Op. Dr. Gültekin Koçun, kadınların en çok korktuğu sağlık sorunlarından biri olan rahim sarkmasının önlenebileceğine dikkat çekerek, pelvik tabanı güçlendiren egzersizlerin önemli bir rol oynadığını belirtmiştir. “Günde sadece 5 dakika ayrılarak yapılacak Kegel egzersizleri, sarkma riskini ciddi şekilde azaltabilir. Bunun yanı sıra düzenli egzersiz ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile bu sürecin kontrol altında tutulabileceğini” ifade etmiştir.
Rahim sarkması, özellikle kadınların yaşlandıkça karşılaştığı ancak çoğu zaman açıkça ifade etmedikleri önemli bir sağlık sorunu olarak beliriyor. Bu durum, günlük yaşamı, sosyal hayatı ve organ fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir ve erken tespit edildiğinde ameliyatsız yöntemlerle etkili bir şekilde yönetilebilir. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Koçun, rahim sarkmasının temel nedeninin pelvik taban kasları ve bağ dokularının zayıflaması olduğunu vurgulayarak, “Rahim sarkması (uterus prolapsusu), rahmi yerinde tutan kasların ve bağ dokuların zayıflaması sonucunda rahmin vajina içine veya dışına kaymasıdır. Bu durum, genellikle pelvik taban yapısının zarar görmesiyle ortaya çıkar. Çok sayıda ve zor vajinal doğum, menopoz sonrası östrojen kaybı, kronik kabızlık, ağır yük kaldırma, sürekli öksürük ve obezite gibi faktörler, pelvik dokular üzerinde sürekli baskı yaratarak sarkma riskini artırır” demiştir.
Op. Dr. Gültekin Koçun, rahim sarkmasının her yaşta görülebileceğini, ancak özellikle menopoz döneminden sonra belirgin bir artış gösterdiğini ifade ederek, “Rahim sarkması en çok 50 yaş üzerindeki kadınlarda gözlemlenmektedir. Araştırmalara göre, 60 yaşını geçmiş her üç kadından birinde farklı seviyelerde sarkma görülebilmektedir. Menopozun getirdiği östrojen azalması, pelvik taban dokularının zayıflamasına neden olur ve böylece risk artar. Ayrıca çok sayıda doğum yapmış veya bağ dokusu zayıf olan kadınlar daha genç yaşlarda da bu sorunla karşılaşabilmektedir” demiştir. Koçun, her rahim sarkmasının cerrahiyi gerektirmediğinin altını çizerken, tedavi planının hastaya özel olarak hazırlanması gerektiğini ifade etmiştir. “Tedavi, sarkmanın derecesine ve hastanın yaşam kalitesine olan etkisine göre şekillendirilmelidir. Özellikle erken ve orta evrelerde ameliyatsız yöntemlerden oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilir” diye eklemiştir.
İleri evre sarkmalarda cerrahinin gerekliliğine dikkat çeken Op. Dr. Gültekin Koçun, “Rahmin vajina dışına çıktığı ileri evre sarkmalarda şiddetli idrar ve bağırsak problemleri, vajinal yaralar ve enfeksiyonlar ortaya çıktığında ya da hastanın yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilendiğinde cerrahi kaçınılmaz hale gelir. Ayrıca, ameliyatsız tedavi yöntemlerinden fayda görmeyen hastalarda da cerrahi düşünülmektedir. Günümüzde rahim sarkması ameliyatları yaygın olarak kapalı yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Laparoskopik ve robotik cerrahi teknikleri kullanılarak, karın bölgesine büyük kesiler yapılmadan rahmin yerine asılması işlemi yapılır. Bu yöntemler, hastaların daha az ağrı hissetmesini, kan kaybının minimal olmasını ve genellikle günlerini daha çabuk normale döndürebilmelerini sağlar” demiştir.
Koçun, cerrahi sonrası rahim sarkmasının tekrar etme riskinin bulunduğuna ve bu durumun yaşam tarzıyla doğrudan ilişkili olduğuna vurgu yaparak, “Ameliyat sonrası hastaların yüzde 10 ile yüzde 30’unda ilerleyen yıllarda yeniden sarkma gelişebileceği gösterilmiştir. Bu noktada en kritik unsur, hastanın yaşam tarzıdır. Ağır kaldırmak, kronik kabızlık, aşırı kilo ve sigara kullanımına bağlı öks
1
Böbrek Kanserine Karşı Mücadelede İlaç Desteği!
2675 kez okundu
2
İstanbulluları uyarıyor: Sıcak havalarda dikkat!
2655 kez okundu
3
Batı Nil Virüsü Salgını Hız Kazanıyor
2621 kez okundu
4
Geçmeyen Öksürüğün Sebebi Alerji Olabilir!
2616 kez okundu
5
27 kanser hastası SHM’deki erken teşhisle hayata tutundu
2579 kez okundu