01 Mart 2026 Pazar
Disk Genel-İş İzmir 10 Nolu Şube Yönetim Kurulu, Karşıyaka Belediyesi iştiraki Kent A.Ş. çalışanlarının görev tanımları dışında farklı tesis ve işletmelere gönderilmesi ile ilgili bazı kaygılarını dile getirdi. Şube yönetimi, bu durumun işçilerin çalışma koşullarını zorlaştırabileceğine dikkat çekti.
Yapılan açıklamada, Kent A.Ş. çalışanlarının maaşlarının uzun bir süredir düzensiz bir şekilde ve taksitler halinde ödendiği vurgulandı. İşçilerin, son 7 ay boyunca maaşlarını almadıkları ve bu sürede sıkıntılar yaşamakta oldukları ifade edildi. Şube yönetimi, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtti.
Ayrıca, işçilere belirtilen süre zarfında ödenmemiş maaşlar yerine haftalık 5-6 bin lira arasında parça parça ödemeler yapıldığını kaydeden yönetim, işçilerin geçim mücadelesine mahkum hale geldiğini belirtti. Bu noktada, yaşanan ağır mağduriyetin herkes tarafından görülebilir bir durumda olduğunu açıkladılar.
Açıklamada, yeni bir uygulamanın devreye sokulmak istendiği, Belediye yönetimi tarafından Kent A.Ş. çalışanlarının görev tanımları dışında başka tesislere yönlendirilmek istendiği ifade edildi. Bu durumun teknik personel ve masa başında görev yapan çalışanların uzmanlık alanları dışında çalıştırılmaya zorlanması anlamına geldiği belirtildi. Şube yönetimi, bu tür uygulamaların işçiler üzerinde olumsuz etkiler yaratacağına ve çalışma barışını bozacağına dikkat çekti.
Disk Genel-İş İzmir 10 Nolu Şube ayrıca, çalışanların haklarını korumak amacıyla hukuki yollara başvuracaklarını bildirdi. Bu süreçte işçilerin yanında olacaklarını vurgulayan şube yönetimi, işçilerin haklarına sahip çıkacaklarının altını çizdi.
Sonuç olarak, Disk Genel-İş İzmir 10 Nolu Şube Yönetim Kurulu, Kent A.Ş. çalışanlarının yaşadığı zorlukları ve hak kayıplarını gündeme getirerek, yaşanan sıkıntılara karşı duruş sergilemekte kararlılar. İşçilerin maaşlarını düzenli alması ve görev tanımları dışında çalıştırılmamaları için yapılacak olan hukuki girişimlerin, işçilerin çalışma koşullarını iyileştirmek adına önemli bir adım olacağını savunmaktalar. Bu durumun, işçi sendikalarının ve yerel yönetimlerin ilişkisinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtmek gerekir.
Kent A.Ş. çalışanları arasında bu gelişmelere karşı oluşan tepkilerin artış göstermesi ve sendikanın bu konuda daha aktif olma kararı, sürecin takip edileceğinin ve işçilerin haklarının korunmasının önemini bir kez daha gösteriyor. İşçi haklarının korunması adına atılacak adımların, çalışanlar üzerinde yaratacağı olumlu etkinin yanı sıra, kamuoyunda yaratacağı etki de dikkatle izlenmektedir.
İzmir’in en büyük ve gözde ilçelerinden biri olan Karşıyaka’da bir emlakçının vitrinine asılan bir ilan, emlak piyasasının geldiği noktayı gözler önüne serdi. İlandaki bilgiye göre, artık evlerin değil, sadece odaların kiralandığı bir döneme girilmiş durumda. 15-20 metrekarelik bir yaşam alanı için talep edilen 15 bin TL’lik kira bedeli, barınma hakkının ne kadar lüks bir hale dönüştüğünü düşündürüyor.
Özellikle sosyal medyada büyük bir yankı uyandıran bu ilanda, kiralık alanın bir daire değil, yalnızca bir “oda” olduğu belirtiliyor. Kira bedelinin 15 bin TL olması, 15 metrekarelik bir odanın aylık kirasının asgari ücret sınırına yaklaştığını gösteriyor. Emlak piyasasındaki fahiş fiyat artışları, bu durumla birlikte trajikomik bir boyuta ulaşıyor. Vatandaşlar, duruma oldukça tepki göstererek, “Bu fiyata oda mı kiralanır yoksa altın madeni mi işletilir?” diye sormaktan kendilerini alamıyor.
Söz konusu ilan, sadece ekonomik zorlukları değil, aynı zamanda mülk sahiplerinin ve aracı kurumların piyasa gerçeklerinden ne kadar koptuğunu da gözler önüne seriyor. Bir insanın en temel ihtiyacı olan barınmanın, “oda başına 15 bin TL” gibi astronomik fiyatlarla pazarlanması, denetimsizliğin ve fırsatçılığın geldiği son nokta olarak değerlendiriliyor. Bu durum, toplumda büyük bir infiale yol açarken, ailelerin ve bireylerin barınma ihtiyacı üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor.
Gözler önüne serilen bu gerçeklik, aynı zamanda barınma krizi olarak adlandırılan durumu da pekiştiriyor. Son yıllarda artan kira fiyatları, özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireylerin hayat standartlarını tehdit ederken, sosyal adaletin nasıl sağlanacağı konusunda ciddi kaygılar doğuruyor. Ekonomik şartların her geçen gün zorlaştığı bu dönemde, uygun fiyatlarla barınma bulmanın neredeyse imkansız hale gelmesi, toplumsal bir sorun olarak kendini gösteriyor.
Öte yandan, günümüzde birçok kişi bu tür denetimsiz fiyat artışlarının, fırsatçılığın ve spekülasyonun bir sonucu olduğunu düşünüyor. Kiralık odaların fiyatlarının bu denli abartılı olması, konut piyasasında meydana gelen dengesizliğin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Bu da bireylerin, ailelerin ve gençlerin konut edinme hayallerinin neredeyse suya düşmesine neden oluyor.
Sonuç olarak, İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki bu ilanın öncülüğünde ortaya çıkan durum, emlak sektöründeki ani fiyat artışlarının ve buna bağlı olarak artan kira bedellerinin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun haline geldiğini ortaya koyuyor. Ekonominin zorlu koşullarında barınma hakkının bu kadar lüks bir hale gelmesi, hem ülkenin hem de bireylerin geleceği açısından ciddi bir tehdit unsuru oluşturuyor.
İzmir’de kaydedilen bir video, toplumsal normların sorgulanmasına yol açtı. Bu görüntülerde bir baba, damat adayıyla oturarak 500 bin TL üzerinden evlilik pazarlığı yapıyor. Sosyal medya platformlarında hızla yayılan bu görüntüler, evlilik sürecinin maddi bir pazarlık haline dönüştüğünü gözler önüne serdi ve çiftler arasındaki ilişkilerin ticari bir anlaşma niteliği kazandığına dair tartışmalara neden oldu.
Söz konusu videonun paylaşılmasının ardından, sosyal medya kullanıcıları büyük bir tepkiyle karşılık verdi. Eleştirilerin büyüklüğü, izleyicilerin evliliğin sadece bir finansal anlaşma olarak algılanmasına olan kaygıları nedeniyle doruk noktasına ulaştı. Kullanıcılar, videodaki tavırların evlilik kurumunu zedelediği ve toplumsal değerlere büyük bir darbe vurduğunu ifade ettiler. Bazı kullanıcılar, evliliğin sevgi, sadakat ve ortak yaşam gibi değerler etrafında inşa edilmesi gerekirken, bu tür maddi pazarlıkların sonucu olarak daha çok bir alışverişe dönüştüğünü savundu.
Görüntüler üzerine sosyal medya platformlarında birçok kişi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı etiketleyerek duruma müdahale edilmesi gerektiğini belirten mesajlar paylaştı. “Gerekeni yapın” gibi çağrılar, toplumda sağlıklı aile yapısını koruma sorumluluğu bulunan bakanlığın üzerine düşen görevleri hatırlatmak amacı taşıyordu. Bu durum, bireylerin yalnızca kişisel bir mesele olarak gördüğü evlilik konusunun toplumsal bir boyut kazandığını gösterdi. Sosyal medya kullanıcılarından gelen bu tür tepkiler, toplumdaki hassasiyetin ve bu tür olayların nasıl algılandığının önemli bir göstergesi oldu.
Genel olarak bakıldığında, İzmir’de yaşanan bu olay, evlilik kavramının yalnızca iki birey arasındaki bir bağın ötesine geçtiğini ve toplumun tüm kesimlerini etkileyebileceğini bir kez daha hatırlatıyor. Evliliğin, bireylerin hayatlarındaki en önemli adımlardan biri olduğu düşünülürse, bunun yalnızca maddiyatla değil, manevi değerlerle de şekillendirilmesi gerekiyor. Evliliklerin bu şekilde maddi çıkarlar temelinde ele alınması, toplumsal yapı üzerinde olumsuz bir etki yaratabileceği gibi, aynı zamanda insan ilişkilerinin de kurumsal yapısını sorgulatıyor. Bu tür durumlar, aile değerlerinin ön plana çıkması ve toplumun genel yapısının yani temel taşları olan ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi adına önemli tartışmalara zemin hazırlıyor.
İZMİR’de, Bade Çağlar (13), 3D yazıcıyla mama kabından oyuncağa, akıl oyunlarından terliğe kadar birçok ürün tasarlayıp üretiyor. Ürettiklerini ihtiyaç sahipleriyle ve sokak hayvanlarıyla paylaştığını belirten Çağlar, “Üretmek istiyorum” dedi. Bu genç yetenek, elindeki teknoloji ile hem yardıma muhtaç olanlara hem de hayvanlara destek sağlamayı amaçlıyor.
İzmir’de yaşayan öğretmen Mutlu Çağlar (50) ve Büşra Çağlar (42) çiftinin tek kızları Bade Çağlar, babası sayesinde 9 yaşında 3D yazıcı ile tanıştı. Çocukken edindiği bu merak, zamanla ona bir hobi değil, bir yaşam biçimi kazandırdı. Yapmaya başladığı ürünler arasında hediyelik eşyalar, mama kapları, ev eşyaları, akıl oyunları ve terlikler bulunuyor. Yaşıtlarına da örnek olan Bade, ürünleriyle ihtiyaç sahibi bireylere, sokak hayvanlarına ve devlet okullarına destek olduğunu vurguluyor. “Babamla ve annemle yapımı kolay ve kısa sürdüğü için 3D ile gemi yaparak başladım. Ardından kendimi geliştirdim ve sokak hayvanları için mama kabı, ihtiyaç sahibi çocuklara oyuncaklar, okullara askılık, satranç takımı gibi ürünler yapıp dağıtmaya başladım. 3D ile bu kadar uğraşmamı ve öğrenmemi sağlayan şey üretmek oldu. Tüketmek yerine üretmek istiyorum. Ben bir şeyler üretmeyi, başarmayı çok sevdim. Bir şeyi beğendiğimde satın almak yerine kendim üretebilmek güzel bir his. Birilerini de sevindirmek beni mutlu ediyor” ifadelerini kullandı.
‘DAHA BÜYÜK VE GÜZEL ŞEYLER YAPMAK İSTİYORUM’
En son terlik ürettiğini belirten Çağlar, “Terliği ‘TPU filament’ adında yumuşak bir malzemeden yaptık. Terliklerin tekinin yapımı 9 saat sürüyor. Eğer biraz daha detaylı bir modelse yapım süresi 15 veya 16 saate kadar çıkabiliyor” şeklinde konuştu. Tasarım süreci hakkında bilgi veren Bade, “Yapacağımız ürünü ilk önce bilgisayar aracılığıyla tasarlıyorum. Şekline ve renklerine karar verip, çizimi tamamladıktan sonra 3D ile yapıyorum. Şu anda 3D yazıcılardan araba parçaları, ev eşyaları hatta ev bile yapıyorlar. Ben de kendimi geliştirip, daha büyük ve güzel şeyler yapmak istiyorum” dedi.
‘ÜRETİP, ÇEVRESİYLE PAYLAŞMASI BİZİ ÇOK MUTLU EDİYOR’
Bade’nin babası Mutlu Çağlar ise kızının bu çabasını destekliyor. “Biz kızımızın paylaşımcı olmasını çok istiyoruz. Çok büyük paraya, eve ihtiyacı yok ama iyi insan olmaya ihtiyacımız var. Bu nedenle bir şeyler üretmesi ve çevresiyle paylaşması, bizi çok mutlu ediyor. O da bunu severek yapıyor” diyen Çağlar, Bade’nin annesinden kaynaklı hayvan sevgisi olduğuna da değindi. “Hayvanlar ve çocuklar için oyuncaklar da üretiyor. Hayvan olsun, insan olsun bu dünya hepimizin. Bade’nin bu çabası da okullar tarafından hoş görüldü ve desteklerine karşılık kendisine plaket verdiler. Okul yönetimlerinin de çok hoşlarına gitti ve Bade’yi desteklediler. Bütün öğrencilere tüketici değil, üretici olmayı öğütlüyorum. Ülkeyi daha ileri refah seviyelerine çıkarmanın tek yolu üretici olmak” şeklinde konuştu.
İzmir İktisat Kongresi Merkezi’nde düzenlenen İsmail Hakkı Kırdı’nın beyaz ve Jale Büyükdemir’in mavi listeleri ile yarıştığı seçimde, konuşma yapılmaksızın oy verme süreci başlatıldı. Üyeler, 4 yıl süreyle görev yapacak başkan, yönetim ve denetim kurulu üyelerini seçmek için sandıklara giderek oy kullandı.
Seçim sürecinin ilk aşaması olan oy verme işlemi, İzmir Kahveciler Odası başkanı İsmail Hakkı Kırdı’nın değerlendirmesiyle başlamış oldu. Kırdı, daha önceki seçimin bazı hatalı uygulamalar nedeniyle iptal edilmiş olduğunu belirterek, sonuç ne olursa olsun odanın kazanan olacağını vurguladı. Kırdı, “İzmir Kahveciler Odası saygın ve büyük bir kurum. Bugünkü seçim de buna yakışır şekilde gerçekleşecek. Sandıktan çıkacak sonuca herkes saygı gösterecek. Her şey yasal prosedürlere uygun ilerliyor. Kim kazanırsa kazansın, centilmence birbirimizin elini sıkacağız. Üyelerimizin, hem kendilerine hem de odaya hizmet edecek doğru adayı seçeceklerine inanıyorum” dedi.
Diğer yandan, Jale Büyükdemir de yenilenen seçimde, iptal edilen ilk seçimde olduğu gibi sandıktan zaferle çıkarak tekrar kazanacağına inandığını dile getirdi. Büyükdemir, önceki seçimin iptalini ve yeni seçimin gereksizliğini öne sürerek, “Allah nasip ederse yine seçimi kazanmayı düşünüyoruz. Zaten gaspedildiğini düşünüyorum. Gereksiz bir seçim oluyor. 160 farkla kazanmıştık. Seçimin teknik bir hatadan dolayı yenilenmemesi gerekiyordu. Allah’ın izniyle eskisi gibi biz kazanacağız” şeklinde konuştu.
Önceki seçim, 11 Ocak tarihinde gerçekleşmişti. Yapılan bu seçimde Jale Büyükdemir243 oy alırken, İsmail Hakkı Kırdı ise 220 oyda kalmıştı. Ancak oy sayımında yaşanan bir usul hatası nedeniyle Konak İlçe Seçim Kurulu, kazanan tarafın 11 yedek yönetim kurulu üyesi yerine 10 yedek üyeyi göstermesinin yanlış olduğu gerekçesiyle seçimin yeniden yapılmasına karar vermişti. Olay, Jale Büyükdemir ve destekçileri için kritik bir dönüm noktası olmuştu.
Oy verme işlemleri 17.00’ye kadar sürdü ve gün boyunca üyeler arasında çeşitli tartışmalar yaşandı. Bazı üyeler, bu kez İsmail Hakkı Kırdı’nın kazanacağını savunurken, diğerleri ise İBB örneğinde olduğu gibi, Jale Büyükdemir’in farkı daha da açacağını öne sürdü. Saat 17.00’de sandıklar açıldığında ise sonuçlar, seçim havasını daha da gerdi. Yapılan sayımda Jale Büyükdemir, 466 oy alırken, İsmail Hakkı Kırdı ise 339 oyda kaldı. Böylece seçimin sonucunun, Büyükdemir lehine olduğu netleşmiş oldu.
Bu seçim, İzmir Kahveciler Odası’nın geleceği ve üyelerin tercihleri açısından büyük bir önem taşıyor. Her iki adayın da bazı görüşleri ve stratejileri, üyeler arasında farklı eğilimleri yansıtırken, seçim sonuçları odaya dair birçok tartışmayı yeniden alevlendirecektir.