Kadın Sağlık Çalışanları: Emeğimiz Görünmez Olmasın!
839 okunma

Kadın Sağlık Çalışanları: Emeğimiz Görünmez Olmasın!

ABONE OL
Mart 9, 2026 10:54
Kadın Sağlık Çalışanları: Emeğimiz Görünmez Olmasın!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İzmir Kent Haber tarafından paylaşılan bir bildiride, Sağlık-Sen İzmir 2 No’lu Şube Kadın Kolları Başkanı Uzman Hemşire Emine Gök, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla sağlık sektöründe kadın çalışanların karşılaştığı zorluklara dikkat çekti. Gök, yayınladığı basın açıklamasıyla kadın sağlık çalışanlarının iş yükü, psikososyal durumu ve ekonomik baskılar gibi pek çok sorunu derinlemesine ele alan bir araştırmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.

Gök, söz konusu araştırmanın ‘Sağlık alarm veriyor’ başlığı altında yayımlandığını belirtti ve bu çalışmanın, kadın sağlık çalışanlarının maruz kaldığı birçok sorunu kapsadığını vurguladı. “Bu çalışma, yalnızca iş yükünü değil; aynı zamanda çalışma düzenlerini, bakım sorumluluklarını ve psikososyal durumlarını incelemeyi amaçlamıştır,” dedi. Bu noktada kadın sağlık çalışanlarının karşı karşıya kaldığı yapısal engellerle birlikte, maruz kaldıkları güvensizlik hissinin ve ekonomik baskının da araştırma kapsamına alındığını belirtti.

Araştırmaya göre, 20 Şubat – 6 Mart 2026 tarihleri arasında 168 sağlık çalışanı katılmış gösterildi. Katılımcıların 164’ü kadın olup, bu durum sağlık sisteminin yükünü taşıyan ana gövdenin kadın emekçilerden oluştuğunu ortaya koymaktadır. Katılımcıların yaş dağılımına bakıldığında ise en büyük grubun 35-44 yaş aralığında olduğu görülmektedir. Araştırma, kadın sağlık çalışanlarının deneyiminin toplumsal sorumluluklarla da birleştiğini açıkça yansıtmaktadır.

Katılımcıların yüzde 74,4’ü evli olup, yüzde 60,7’sinin bakmakla yükümlü olduğu en az bir kişi bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, katılımcıların önemli bir kısmı çocuk sahibi ve bu durum onların emek yükünü artırmaktadır. Eğitim durumu açısından bakıldığında ise katılımcıların yüzde 56,5’i lisans, yüzde 14,3’ü yüksek lisans ve yüzde 4,8’i doktora mezunu bulunuyor. Ayrıca, katılımcıların yüzde 90,5’i kamu kuruluşlarında çalışırken, iş yüklerinin çoğunlukla sınırları zorlayan bir tempoya sahip olduğunu ifade ettiler.

Araştırma bulgularının önemli bir kısmı kadın sağlık çalışanlarının karşılaştığı yapısal sorunları ortaya çıkardı. Katılımcıların yüzde 56,5’i personel sayısının iş yükünü karşılamaya yetersiz olduğunu, yüzde 59,5’i görev tanımlarının belirsizleştiğini belirtmiştir. Ayrıca, katılımcıların yalnızca yüzde 45,2’si yasal mola ve dinlenme haklarını kullanabildiğini ifade etmiştir. Ayrıca, yoğun iş baskısının çalışanların hem fiziksel hem de zihinsel durumunu olumsuz etkilediği görülmektedir.

Bunun yanı sıra, araştırmada kadın sağlık çalışanlarının psikolojik yük düzeyi de değerlendirildi. Katılımcıların yüzde 89,3’ü iş günü sonunda tükenmiş hissettiğini belirtmiş, yüzde 76,8’i işe başlamadan önce dahi yorgun hissettiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla bu durum, kadın sağlık çalışanlarının yaşadığı zorlukların bireysel dayanıklılık eksikliğinden değil, yapısal bir tükenmişlik rejiminden kaynaklandığını ortaya koymaktadır.

Araştırmada, kadınların iş-yaşam dengesini kurmakta zorlandıkları da vurgulanmıştır. Yüzde 54,8’i iş-yaşam dengesini sağlamakta zorluk çektiğini belirtirken, yüzde 60,7’si çocuk bakımı gibi diğer sorumluluklar nedeniyle iş ile ailevi yükümlülükleri arasında denge sağlamada güçlük çektiğini ifade etmiştir. Bu durumda, kadın sağlık çalışanlarının yalnızca kurumsal alanda değil, aynı zamanda evde de bakım yüküyle karşı karşıya olduğu sonucuna varılmıştır.

Ekonomik baskı, araştırmanın diğer

En az 10 karakter gerekli