“`html
Öğrenciler, 2 Nisan tarihinde sosyal medyada bir kampanya başlatarak tüketimi durdurma çağrısında bulundular. Bu durum, İstanbul başsavcılığı tarafından boykot çağrılarına dair bir soruşturma başlatılacağını duyurmasına neden oldu. Ayrıca, Ticaret Bakanı, boykottan zarar görenlerin tazminat davası açabileceğini ifade etti. İlk günden itibaren, üniversitelerde, sokaklarda ve meydanlarda halk, tepkisini dile getirerek boykot eylemine katıldı. Bu durum, iktidarla bağlantılı olduğu bilinen bazı markaların boykot edilmesinin yanı sıra, ülke genelinde bir günlük genel boykotun da gerçekleştirilmesini sağladı.
Pek çok il ve ilçede marketler ve mağazalar boş kaldı; eğlence mekanları ise kapılarını açmadı. Panikleyen iktidar, boykotu bastırmaya yönelik tüm gücüyle halk üzerinde gözdağı vermeye çalıştı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) mensubu milletvekilleri, bakanlar ve yandaşları, bulundukları her yerde boykota karşı harekete geçerek mağaza, market ve dükkanlara akın ettiler. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), boykot çağrıları üzerine televizyon kanallarını tehdit etti. Sosyal medya üzerinden boykot çağrısı yapanların başına gelecekler hakkında soruşturma tehditleri havada uçuşurken, milyonlarca insan bu karardan vazgeçmedi.
Boykot, sadece hukuksuzluklara karşı örgütlenmiş bir hareket değil, aynı zamanda ekonomik krizin yükünden bunalan milyonlar, geleceği çalınan gençler, kadınlar ve asgari yaşam koşullarıyla boğuşan emeklilerin sesine dönüşmüştü. Bu eylem, rejimin uyguladığı tüm yoksullaştırma, baskı ve gerici politikalara karşı bir çıkış olarak görüldü. Halk, bu durumu protesto etmek için bir araya geldi ve dayanışma içinde hareket ederek, geleceğin inşası için hep birlikte haykırdılar.
Birçok şehirde halk, bu boykotu desteklemek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenledi. Eğitim kurumları ve sivil toplum kuruluşları, halkın örgütlenmesine katkıda bulunmak için aktif rol oynadı. Tüm bu etkinlikler, sadece bir ekonomik boykot değil, aynı zamanda toplumsal bir direnişin de belirtisiydü. İktidar, sosyal medyada bu eylemleri küçümsemeye çalışsa da halkın kararlılığı bu tür tehditleri boşa çıkardı. İnsanlar, dayanışma içerisinde olup diğerlerinin sesine kulak vererek, sorunların üstesinden birlikte gelme iradesini gösterdiler.
Özellikle gençler, sosyal medya platformları üzerinden organize olarak daha geniş kitlelere ulaşmayı başardılar. Yapılan paylaşımlar, halkın sesi oldu ve bir farkındalık oluşturdu. Kısa süre içerisinde başlatılan kampanya, sadece ekonomik taleplerle sınırlı kalmayıp, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi daha geniş toplumsal konuları da kapsadı. Bu süreçte, bir çoğu fevkalade cesaretle, toplumun sesi oldular ve taleplerini açıkça ifade ettiler. Sonuç olarak, bu boykot eylemi, yalnızca ekonomik bir talep değil, aynı zamanda bir sosyal hareket olma özelliği taşıdı. Milyonlarca insan, bu eylemi destekleyerek ortak bir amaç etrafında birleşti ve seslerini duyurdu.
“`